“Kızım ikiniz de üniversite okumuş insanlarsınız, nasıl konuşamıyorsunuz, anlamadım ki?!” Leyla’nın annesi, birkaç gündür uyumadığından gözleri kızarıktı. Üzüntü ve endişe, yüzünde oluşan çizgileri iyice derinleştirmişti. Yavaşça yerinden kalktı, kızına sarıldı ve kokusunu içine çekti. Leyla, annesinin endişeli sorusu ile duraksamıştı. Evet ya ikimiz de okumuş insanlarız, neden konuşamıyoruz?” Yaşadıklarına hiç bu açıdan bakmamıştı. Gerçekten de hem Hakan hem kendisi iyi üniversitelerde öğrenim görmüştü. Yıllarca süren okul hayatlarında birçok bilgi edinmişlerdi. Kimisi iş hayatında başarılı olabilmesi için çok işine yaramıştı. Bazıları sınavları kazanmak için öğrenip sonra kullanmadığı için unutulan bilgilerdi; ama hiç birisi mutlu bir evlilik hayatı sürdürebilmek için kullanılamıyordu.
Sahiden, “Aile olmak” hakkında neden bir şey öğretilmiyordu?
Evliliklerinin üçüncü yılındaydılar; ama üç yıldır süregelen ve gittikçe büyüyen sorunları vardı. Leyla son kavgalarından sonra bavulunu toplayıp annesine gelmişti.
“Anne biz bir türlü konuşamıyoruz” diyordu. İnsan hiç bilgi sahibi olmadığı bir sürece girdiğinde, konuşamaz mı? Bu hep böyle midir, yoksa sürecin getirdiği kaçınılmaz bir evre midir?
“Her şeyin okulu var, Hayat Okulu yok anne, değil mi?”
“Akşam eve geldiğinde, benimle konuşmuyor. Biz hiç sohbet etmiyoruz evde. O konuşmadığı için ben de konuşmuyorum. O yemeğini yedikten sonra televizyon izliyor. Ben ertesi gün için hazırlık yapıyorum ve sonra yatıp uyuyoruz. Hafta sonu olduğunda, o evde dinlenmek istiyor, ben dışarı çıkalım istiyorum. Sonra tartışıyoruz ve herkes kendi istediği şeyi tek başına yapıyor.”
Annesi durumu anlıyordu ama bugüne kadar beklemişti. Hem kendileri çözmek için uğraşsınlar diye hem de Leyla anlatsın diye zaman tanımıştı. Fark ettiklerini söyleyecek uygun ortamı bekliyordu.
“Bak kızım, evlilik dediğin, iki ayrı ben’den; biz’e dönüşen bir süreç. Bu sürecin başı zordur. Aynı evin içinde, sadece kendi hayatlarını yaşamaya çalışan iki farklı insan, ev arkadaşlığı. Sizin ortak hedefiniz olmalı ve hayatı beraber öğrenmelisiniz. Ortak çıraklıklarınızla birbirinize bağlanırsınız. Evlilikten önceki hayatlarınıza devam etmeye çalışarak aile olunmaz.”
“Ben halâ bir okulu olmalı diyorum bu işin…”
“Evet olmalı, sana katılıyorum yavrum. İnsanların; işleriyle, aileleriyle, çevreleriyle, kurdukları yaşamda nasıl mutlu ve başarılı olacaklarını öğrenmeye ihtiyaçları var. Çünkü bir hayatları var ve zaman çabuk geçiyor.”
“Velhasıl eğitim şart” diye gülümsedi Leyla…
Sonra da yineledi… “Gerçekten de hayat eğitimi şart…”
17 Yanıt
“İnsanların; işleriyle, aileleriyle, çevreleriyle, kurdukları yaşamda nasıl mutlu ve başarılı olacaklarını öğrenmeye ihtiyaçları var.” kesinlikle buna katıldım 🙂
Hedefler ortak olmadığı takdirde yollar mutlaka birbirinden ayrılır..
Aynı olmak hedefinin de aynısı olacağı anlamına gelmiyor…
İnsanın gol yediği nokta; o da benim gibi olsun benim gibi düşünsün…
Ve golllll…
Ve insan Yine kendi kalesinde gördü topu…
:)))
İnsanın neyin içinde olduğunu yaşarken farketmesi, öğrenmesi bazen çok acı verebiliyor, çaresiz bırakabiliyor. Yanlış yerde yanlış zamanda susması, vazgeçmesi, pes etmesi kaçınılmaz oluyor. Her şeyin bir yöntemi varsa hayatımı sevdiklerimle mutlu yaşamamın da bir yöntemi var. Tam da burada. Yeter ki gerçekten ne istediğini bil, öğrenmeye açık ol, düşün, irdele, farket, merak et. Hayat okulunu başlat ve devam et. .
Ortak hedef belirlemek için kişilerin hayata bakis acılarının benzer olması gerekiyor. İnsanlara hedef belirlemek maalesef öğretilmiyor.
kimilerin tabiriyle sürünerek kimilerin tabiriyle dolandırılarak edindiği deneyimler bütünüdür hayat okulu dedikleri şey… ama bunun sürünmeden, dolandırılmadan, aldatılmadan, iflas etmeden öğrenmenin yolu olmalı 🙂
“Her şeyin okulu var, Hayat Okulu yok anne, değil mi?” bu söz çok şey anlatıyor.. İlk okulda Hayat Bilgisi dersi vardır.. Bir de meşhur bir dizisi vardı.. Ama burada anlatılmak istenen, hayatın içinde gerçekten güçlü şekilde yetiştiren bir sistem ihtiyacı. Eğitim sistemlerimiz bu anlamda güçlendirilse ne güzel olur.
Günümüzün maalesef önemli sorunlarından biri.
Daha birbirimizi tanımamışız ki biz olalım. Biz istiyoruz ki hemen sorunum hallolsun. Bu değil. Bazen sorunlar çözülene kadar uzun süreli olabiliyor. Sabır. Hani derler ya geçinmeye gönlün olsun. Gönlümüz var da, benim onu öğrenmem lazım. Etrafımızda o kadar çok bu konuda bize örnek olacak yaşanmışlıklar var ki. Şöyle bir baksak, şöyle bir ilişkilendirsek. oradan bir parça bulacağız kendimizden.