Sınır Koymanın Gücü

Zeynep, iki çocuğunu peş peşe dünyaya getirmiş, yoğun bir tempoda çalışan bir anneydi. Haftanın büyük kısmı işte geçer, akşamları ise eve yetişmeye çalışırdı. Yorgunluğuna rağmen çocuklarıyla geçirdiği vakti asla ihmal etmezdi. Masal okumak, oyun oynamak, hafta sonlarını onlara ayırmak onun için vicdan meselesiydi. İçinden sık sık aynı cümle geçerdi: “İyi bir anne olmalıyım.”

Arda ve Elif henüz okul çağına gelmemişti. Bütün günü kreşte geçirir, akşam eve birbirlerini özlemiş gelirlerdi. Günleri oyunlarla, oyuncaklarıyla geçerdi. Babaları işi gereği uzun süredir şehir dışındaydı. Ancak ayda bir hafta sonu gelir tüm sevgisini ailesine verir, sonra işine geri dönerdi. Evde düzeni sağlayan, kararları alan ve dengeyi kurmaya çalışan Zeynep’ti.

Zeynep’in hayatta iki büyük hedefi olmuştu: iyi bir meslek sahibi olmak ve çocuklarını iyi yetiştirmek. Mesleğinde başarıyı yakalamıştı ama çocuk büyütmenin kitaplarda yazdığı kadar kolay olmadığını her geçen gün daha iyi anlıyordu.

Çocuklar büyüdükçe istekleri de artmaya başlamıştı. Zeynep bunu doğal karşılıyordu, ne de olsa çocuktu onlar. Hafta sonları birlikte dışarı çıkar, doyasıya gezer, bazen oyuncakçıya uğrarlardı. Evde herkesin bildiği basit bir kural vardı: oyuncaklar yalnızca belirlenen günde alınırdı ve herkes bir tane seçebilirdi. Arda ve Elif bu kuralı bilir, çoğu zaman da kabul ederdi.

Bir gün, oyuncakçıya girdiklerinde Arda raflardan bir oyuncak araba aldı. Annesinden o arabayı satın almasını istedi. Evde zaten benzerleri vardı ve üstelik o gün oyuncak alma günü değildi. Zeynep sakin bir dille kuralı hatırlattı. Arda ise bu kez anlamak istemedi. Sesini yükseltti, ağlamaya başladı. Zeynep’in içinden “Al gitsin, konu kapansın.” diye bir ses geçti.

İmkânı vardı. Ama o gün ilk kez durdu.”Bunu alamayacağız.” dedi.

Arda ağladı, Elif şaşırdı., Zeynep onu susturmadı, beklemedi de. Oğlunu ilk defa böyle görüyordu. Arkasına bakmadan çıktı dükkandan. Çocukların hemen peşinden geleceğini düşündü ama bu kez öyle olmadı. Bir an için içi sıkıştı. Ne Arda geldi ne de kız kardeşi onu bırakıp çıktı. Zeynep bir kırılmanın eşiğinde gibi hissediyordu. Ya dönüp sarılıp teselli edecekti çocuğunu ya da bekleyecekti olduğu yerde. Bu bir yol ayırımıydı. O anda gelecekleri gözünün önünden geçti, “Şimdi sınır koymazsam ilerde nasıl otoritemi koruyabilirim?” Kafası karışmış karar vermeye çalışırken çocuklar çıktılar oyuncakçıdan. Onları görünce bir “Oh!” çekti içinden.

Eve dönerken yolda kimse konuşmadı ne anne açıklama yaptı ne de çocuklar serzenişte bulundu.  O akşam evde de hava gergindi ama Zeynep taviz vermedi.

Ertesi gün çocuklarda sanki bir dönüşüm vardı. Elif ve Arda birlikte oyuncaklarıyla oynarken hiç üzgün değillerdi. Sanki yaşananlar unutulmuş, mutlu görünüyorlardı. Oyunlarını bitirdikten sonra oyuncaklarını topladılar. Yemeğe zamanında gelip, tabaklarını bitirdiler. Parka gittiklerinde yine çok eğlendiler. Ama oyunlarının ortasında annelerinin “Hadi eve gidelim çocuklar.” çağrısını hiç ikiletmediler. Yatma saatine itiraz etmeden pijamalarını giyindiler. Sanki evin içinde yeni bir düzen oluşuyordu.

Zeynep artık her isteğe “evet” demiyordu. İyi bir ebeveyn olmak, çocukların önünü tamamen açmak değil; onlara sınır koyabilmekti. Halâ çocuklarının yanında durmaya devam ediyordu ve görüyordu ki çocuklar hâlâ çocuktu. Ağlıyor, kızıyor, seviniyorlar ve çocukluklarını yaşıyorlardı.

Zeynep ise onları büyütmeye değil yetiştirmeye çalışıyordu..

Tekrar tekrar şahit oluyordu ki sınırlar çocukların eğitimi için bir ihtiyaçtı..

20 Yanıt

  1. Hayattaki önemli kırılmalardan birisi yaşanmış, tam tersi olsaydı içinden çıkılmaz bir hale girebilirdi süreç.

    Loading spinner
  2. Çocuklar küçük yaşta sınırlarını bilmediğinde, gercekten büyüdüklerinde çok zorluk çıkartan bir yapiya bürünüyorlar. O yüzden erken yaşta zor olsa bunu öğretmek gerekiyor.

    Loading spinner
  3. Sınır koymak ailede düzeni ve huzuru sağladığı gibi tüm hayatta da düzeni sağlar, sınır koyabildiğimiz ve sınır koymadığımız yerlere bakalım… Aslında ne kadar basit ama önemli bir durum

    Loading spinner
  4. Kendisine sınır koyulmayan çocuklarda “sevilmiyorum” inancı daha fazla kökleniyor. Çünkü önemsenmediklerini düşünüyorlar o zaman da.. Sınır, kişilerin kendilerini ilişkide konumlandırabilmesi için en önemli unsurlardan biri..

    Loading spinner
  5. Çocuklar gözlemler ebeveyinlerinin tepkilerine göre tepki verirler. çocuk orada doğrumu yanlış mı diye düşünmez istediğimi nasıl elde edebilirim diye düşünür. bunun için ailelerini çok iyi gözlemler işte sınır bunun için çok önemli. çocuklarımıza gerektiği gibi sınır koymazsak otorite de kuramıyoruz. oysaki bir çocuğun yetişebilmesi, dönüşebilmesi için en gerekli şey otoritedir. Otorite kuramayan anne babalar ise hep çocuğuna açıklama yapmak zorunda kalır. Açıklama yapmam ise onu ikna etmeye çalıştığımı gösteriyor böylece her açıklama yaptığımda otoritem düşüyor.

    Loading spinner
  6. Sınırlar ve onları korumak ebeveynlere de çocuklara da konfor sağlıyor sahiden, günümüzde sık yaşanılan bir durum, kaleminize sağlık

    Loading spinner
  7. Alınan karar üzerine davranışlarda netlik olunca, çocuklar tahmin ettiğimizden çok daha hızlı bir şekilde olaya adapte olabiliyorlar.

    Loading spinner
  8. Günümüz modern yaşamında ki Çalışan annelerin durumunu ne de gü zel özetlemişsiniz kaleminize sağlık.Yaşanmış örnekler annelere doğru davranışlar için güç veriyor yol gösteriyor…

    Loading spinner
  9. Buradaki anlatılanalar günümüzde yapılması gereken ve hemen sonuç alacağımız davranışlar ve zaman içinde ustalaştırılmalı..

    Loading spinner

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner