Ahtapot, kafadan bacaklı, omurgasız bir yumuşakça türü. En az 300 farklı ahtapot olduğu biliniyor.
Yalnız ama meraklı..
Ahtapotun kaderi ebeveynsizlik üzerine kurulu. Hiçbir ahtapotun; babasını ya da annesini tanıma, onlardan deneyim alma ya da korumasında yetişme imkânı yok. Babası, çiftleşmeden sonra birkaç ay içinde ölüyor. Annesi ise döllenmiş yumurtaları korurken yavaş yavaş açlıktan ölüyor.
Yumurtadan çıkan kimsesiz bebek ahtapot, yalnızca bir pirinç tanesi büyüklüğünde. Her biri yumurtadan çıktığı gibi hayatta kalma mücadelesine girdiği için, kardeşleriyle bağ kurma fırsatı da bulamıyor. Bu yüzden doğadaki en yalnız yaratık olarak biliniyor. Türdeşlerinden deneyim alabileceği ya da birlikte olmanın avantajlarından yararlanabileceği bir sosyal ortama sahip değil. Türdeşleriyle bir kültürel aktarım ya da dayanışma da yok.
Hayatta kalabilmek için kendi gibi olana yasaklanmış canlı..
Ahtapotlar kendi türlerinden uzak duruyorlar. Çünkü birbirlerine denk geldiklerinde karşılarında tek seçenek var: Ölüm. Ya çiftleşip ebeveynlerinin kaderlerindeki gibi ölüyorlar. Ya da birbirlerini yiyerek öldürüyorlar. Ya da ikisini birden yapıyorlar yani çiftleştikten sonra eğer erkek yeterince uzak mesafeden döllenmeyi gerçekleştiremediyse, dişi onu yiyor.
Marjinallik deyince ahtapotlar 🙂
Ahtapotların yaratılışı, pek çok marjinal özelliği bir araya getiriyor. 3 kalpleri, 9 beyinleri, 8 kolları, mavi kanları ve binlerce renge bürünme, dokusunu değiştirebilme yeteneğine sahip derileri ile oldukça şaşırtıcı canlılar. Kılık değiştirme ustası ahtapot, avcılarının sakınacağı zehirli türlerin kılığına dahi bürünebilmekte ve böylece tehlikeden uzaklaşabilmekte. Kaybettiği kollarını ve dokunaçlarını yeniden oluşturabilen ahtapot, bu olağanüstü özelliğe sahip az sayıdaki canlıdan biri. Bu yüzden yenilenme ve iyileşmenin de sembolü.
Kısa ömrü, kimsesizliği ve savunmasız anatomisi, bu marjinal farklılıklarla ödüllendirilmiş gibi değil mi? Hep yalnız kalmak istemelerinin sebebi, belki de bu kadar farklılığa sahip olmak.
Asosyal değil seçiciler..
Bahtsız başladığı hayatı ve yalnızlığı onu, çevresine karşı çok meraklı yapıyor. Zarar görmeye çok açık olduğundan savunmada ustalaşıyor. Onu koruyacak ne ebeveyni, ne topluluğu, ne kabuğu, ne keskin dişleri, ne de pençeleri var. Hayatta kalabilmek için çok hızlı öğrenmek, riskleri çok hızlı analiz etmek ve iyi plan yaparak strateji üretmek zorunda. Tüm bunlar onu, çevresini hızlı analiz eden ve çok hızlı gardını alan bir canlı yapıyor.
Ahtapot, her temasından; daha zekî, daha başarılı, daha öğrenen olarak çıkıyor. Tek silahı zihniymiş gibi, her deneyiminde daha da zekîleşiyor. Demek ki çokca sonuç değerlendirmesi yapıyor. Problem çözmeye odaklılık, zekâsını geliştiriyor. Ahtapotlar arasında alet kullanabilen, kavanoz açabilen, labirentleri tamamlayabilen, insan yüzlerini tanıyabilenler var. Sevmedikleri bakıcılarına tepki veren ahtapotlar var.
Farklılıklarından sebep, farklılıklara açık bir iletişim özelliğine sahip.
Ahtapotlar, kiminle işbirliği içinde olacaklarını seçiyorlar. Farklı türlerle av ortaklıkları yaptıkları oluyor.
İnsanoğlu için “diğer”ini temsil eden ahtapot, çoğu zaman canavar olarak tasvir ediliyor. Oysa insanın da hayatında ahtapotsu dönemleri olabiliyor. Kendisinin “diğer”leştirildiği.. Farklı görünüm ya da özelliği nedeniyle yalnızlaştırıldığı.. Ya da bilmediği ve arka çıkılmadığı bir yerde başlattığı çıraklığı.. Ya da savaş gibi marjinal durumlarda marjinal çözümlerle hayatta kalmaya çalıştığı..
Marjinal durumlarda başarı, marjinal öğrenme ile mümkün olur. Ahtapotsu dönemler, ahtapotça öğrencilik gerektirir. Böyle dönemlerde, ahtapotça bir merak ve ahtapotça bir uyum performansı ile başarılı olunabilir.
Ahtapotsu dönemlerde, ahtapotça bir öğrencilik için insan ahtapottan neler öğrenebilir?
19 Yanıt
“Marjinal durumlarda başarı, marjinal öğrenme ile mümkün olur. Ahtapotsu dönemler, ahtapotça öğrencilik gerektirir. Böyle dönemlerde, ahtapotça bir merak ve ahtapotça bir uyum performansı ile başarılı olunabilir.”
Bu yazıyı çok sevdim elinize sağlık 🙂
Bahtsız başlayan hayatının onu hayatın başka alanlarında ne kadar avantajlı yapıyor olması…
Bizde elimizdeki olumsuzlara değilde olumlulara verilen avantajlarımıza bakarsak ne kadar yol alabilicez kim bilir
İnsan dezavantajına baktıksa değil avantajlı olduğu tarafları kullandıkça ilerler…
Ahtapotca öğrencilik… :))
Dezavantaj gibi gözüken bir çok durumu Ahtapot avantaja çevirmek zorunda kalmış. Kendini rahatlatacak bir ortamı olmadığı içinde sürekli problem çözerek marifetlenmiş. Anne babasının imkanlarını kullanarak yan gelip yatmamış 🙂 . Bu yüzden de ahtapot kendine bir çok karakter katmış.
Çok değişikmiş gerçekten 🙂
Zor bir hayat ama o zorlukla çok iyi bir marifetlenme var…
Sürece göre Ahtapotsu insan olabilmek..👍
Ahtapottan öğrenecek ne çok şeyimiz varmış aslında 🙂 Dezavantajlar marifetlerimizi arttırmak için avantaja dönüşebiliyor…
Ahtootun ne kadar asosyal bir yaşamı varsa insan da bir okadar sosyal. Ahtapot imkansızlıklarla var olma mücadelesi veeieken öğreniyor ve gelişiyor. Peki ya insanlar? Elimizde ki sosyal imkanların ne kadarını öğrenmek ve gelişmek için kullanıyoruz ? Öğretici ,düşündürücü ve merak uyandıran bir makale …. 🙏
Ne keyifli bir soru…
Çözüm üretmem gereken yerlere uyumlamak olabilir mi?
Kamuflaj ustası olamamak da, faydada uyumlamak iyi bir tercih olabilir… 🤔
Ne kadar ilginç bir yazı olmuş. O zaman şu an insanlar aslında “ben çok özelim”, “ben çok farklıyım”, “ben diğerleri gibi değilim” derken kendini de yalnızlaştırıyor olabilir mi? Marjinalliğini yanlış yerde kullanıyor olabilir mi? Yani sanki şu an sorun çözme becerisinde kullanmamız gereken farklılığı problem çıkarmada kullanıyoruz gibi.
Tam marjinalmiş bu ahtapotlar 🙂 Uyum konusunda usta belli… Ahtapotsu dönemlerde, çok farklı durumları yönetebilmek için çok detayda bir uyum gerekiyor demek ki… ve esneklik. Yumurtadan çıkmasıyla başlayan yalnızlığı, onu hayatta öğrenmeye aç başlatmış… Onun dilinden anlayanı bulamamışta… sanki mecburen etrafında olup bitenleri merak edip, anlamaya çalışan biri gibi. Sekiz kol bana neden verilmiş ki? der gibi… ve merakıyla farklı bir çok konuda çözüm üretebilir hale gelmiş.
Farklı bir başarı için farklı bir çaba sarfetmek gerekiyor. Tıpkı ahtapot gibi.