Tilkiler yavruları olduğunda, doğada dönüşümlü olarak avlanırlar. Bir gün biri avlanmaya gider ve diğeri yuvada kalıp yavruların güvenliğini sağlar. Ertesi gün diğeri gider. Bu döngü böyle devam eder.
Bir tilki ailesi gözlemlenerek eşlerin bu işbirliği izleniyor. Gözlemlenen tilki ailesinde aynı döngü devam ediyor. Tâ ki dişi tilki, sırası geldiğinde gidip bir daha dönmeyene kadar. Bir iki gün bekledikten sonra erkek tilki anlıyor ki eşi, başka bir yırtıcı hayvana av olmuş..
Böyle bir durumda, hem güvenliği sağlamak hem de avlanmak pek mümkün olmadığından; erkek tilkiler, yavrularını terk ederler. Bu ailede ise erkek tilkinin babalık yönü ağır basıyor. Çok kolay olmayanı seçiyor ve hem güvenlik hem beslenmeyi sağlayabilmek için, kısa mesafede etkili avlanmaya odaklanıyor.
Dört yavrusunu beslemek ve güvenliklerini sağlamak, göründüğünden zor ve bu yüzden çok daha fazla çalışması gerek. Yuvaya yakın avlanmak zorunda olması da avlak alanında onu çok sınırlıyor. Akşama kadar dinlenme fırsatı bulamayan Baba Tilki oldukça yoruluyor.
Avlanıp avlanıp getirdiklerini, yavruları kısa sürede tüketiyor. Tabii ki başlarında da duramadığı için güçlü olanlar yiyor, güçsüz olana pek bir şey kalmıyor. Yavrulardan birisi bu anlamda hayli zor durumda ama baba artık çok yorgun. Bu şekilde daha ne kadar devam edebilecek ki?
Derken, bölgeye çobanlar sürülerini getiriyor. Zaten sınırlı olan av alanını bir de koyunlar ve büyük baş hayvanlarla paylaşması gerekiyor. Başlangıçta dezavantaj gibi görünse de kısa sürede Baba Tilki, bu durumun avantajını keşfediyor. Koyunların aralarına saklanarak avlanmak, günde 20’den 50 tavşana kadar çıkmasını sağlıyor. Böylece artık bereket dönemi geliyor ve zayıf olan yavru dahi, güçlenebileceği paylara ulaşabiliyor. Öyle ki Baba Tilki, fazla gelen avlarını kış için gömmeye başlıyor.
Baba tilki, kış geldiğinde her yavrusunun kendi kaderine doğru yola çıkıp gideceğini biliyordu. Buna karşılık, yavrularını terk etmedi ve mizacına ters gelen bir sahiplenme ile tüm öyküsünü değiştirdi. Bu da ona, hiçbir sezon yaşamadığı bir bereket getirdi. Babalığının çıraklığında gösterdiği performans, ustalığının bereketini dizayn etti.
Birçok tilki doğar, yaşar, ölür ve hatırlanmaz. Baba tilkinin ise anlatmaya değer, ilham verici bir öyküsü var artık. İnsanlarda da durum farklı değil. Olduğun hali, olduğun gibi getirmek ve olduğun gibi götürmek; başarı ve bereket getirmiyor. Oysa hikâye değeri olan anılar, mizacı zorlayan özellikleri katarak yazılıyor.
Fark oluşturan, ilham veren öyküler, mizacı zorlamak, sıkıştırmak, sıkıştığında vazgeçmemekle ilgili. Bunun için de gelişime açık olmak gerekiyor. İnsanların çoğunun yaşadıkları problemler ise gelişime kapalı olmalarıyla ilgili.
Gelişime açık insan, öğrenmeye açık insan demektir. Öğrenmeye açık insan; karşısına çıkan engelleri, yeni öğrenme fırsatları olarak algılıyor. Her yeni öğrenme, yeni bir çıraklık demek. Her çıraklık, mutlaka bir miktar zorluk demek.
O yeni öğrenme, eski halimize yakışmıyor olacak ki hayat mizacımızı köşeye sıkıştırıyor. Ya sıradan bir tilki gibi öyküyü terk edeceğiz ya da Baba Tilki gibi, azimle devam edeceğiz.. Tüm engellere rağmen, Baba Tilkiyi farklı yapan; bırakıp gitmeye mizacı çok uygun olsa da vazgeçmemesiydi.. Bir de üstüne, karşılaştığı engellere uyum sağlayıp avantaja dönüştürmesi, onu çok bereketlendirdi.
Bir sınava hazırlanırken, bir meslek öğrenirken, yeni bir beceri kazanırken, yeni çıraklıklarda ve karşılaşılan zorluklarda Baba Tilki, hatırlanmaya değer değil mi?
10 Yanıt
Ya vazgeçip uzaklaşacaktı ya da kalıp mücadele edecekti. İnsanın ds böyle kırılma noktaları oluyor hayatta tıpkı baba tilki gibi 🙂
İnsan’ın Baba Tilki olası geliyor :)))
Amacında net, zorlukta olsa hedefinden vazgeçmiyor…
Baba tilki olabilmek için mizacına ters gelen davranışları sergilemek lazım. Küçük büyük her topluluktaki özellikle liderlik konumunda olanların kulağına küpe olması gereken bir düstur.
Baba tilki, zorlandığım yerde aklıma gelcek bir öykü oldu… 🙂
Zorlukta pes etmemenin öyküsü..
Zorlukla beraber kolaylaşan bir öykü; sabır ve azimle. Baba Tilki ne güzel hatırlattı…
Öğrenmek demek sadece bilmek demek değil beraberinde bir yükümlülük getiriyor. Fiili bir çaba öğrenmenin olmazsa olmazı.
” Ya sıradan bir tilki gibi öyküyü terk edeceğiz ya da Baba Tilki gibi, azimle devam edeceğiz.. ” Baba tilkiden öğrenecek, deneyim yapacak ne güzel şeyler varmış 🙂
Gerçekten de mizacımızı zorladığımız, pes etmeden zorluklara göğüs gerdiğimiz öykülerimizi unutmuyoruz. Ve bir sonraki çıraklığımızın zorlandıklarımızın ilhamı oluyor, motivasyonu oluyor. Başaramasak bile kendimize dünümüze göre fark attığımız, olumlu gelişmelerimizin, güçlenmemizin sebebi oluyor. Bravo baba tilkiye ve onun gibilerine….
Kesinlikle hatırlanmaya değer bir öykü. Hayatın içinde uygulamış olduğumuz stratejileri zamana ve mekana göre uyumlanarak faydaya yönelik değiştirebilmek önemli.
Baba Tilki, bizi de yetiştirdi bir anlamda 🙂 Teşekkürler Baba Tilki..