“Bak şimdi, buzdolabının kapağını böyle tutup çekiyorsun. Çekiyorsun… Çekiyorsun… Sonra hop, popo üstü düşüyorsun ve açılıyor.”
1,5 yaşındaki kardeşine buzdolabı kapağını açmayı öğreten bir abla… Üstelik kendisi de henüz 2,5 yaşında. Annesi kadar gücü yok ama buzdolabını açmanın yolunu çözmüş. Dahası, bu beceriyi kardeşine de öğreterek transfer ediyor.
Aslında insan bir çözüm makinesi değil mi?
İnsanoğlu, hayatta ilk nefesinden son nefesine kadar sürekli problem çözer. Garip olan şu ki, yaş aldıkça birçok insan problem çözmeyi sevmez ve bu kısmı başkalarına devretmeye çalışır. Oysa tüm canlılar, problem çözdükçe güçlenir.
Yuvasında kardeşi tarafından gagalanan yavru kartal için problem hayatidir. Annesi avlanmaya gittiğinde yavruların, saklanma problemi vardır. Pek çok hayvan türü, susuzluk problemi nedeniyle göç etmek zorundadır. Toplu hareket etme becerilerini geliştirenlerin hayatta kalma olasılığı daha yüksektir.
Problem, bazı insanlar için sınavlarda sorulan soru demektir. Bazıları için bu, ekonomik zorluklardır. Kimi, ilişkilerinde yaşadığı güçlükleri problem olarak görür; kimi kariyerini, kimi güvenliğini… Kimisi çocuğuyla, kimisi sağlığıyla, kimisi akrabalarıyla yaşadıklarını problem olarak görür. İnsanların problemleri ne kadar farklı görünse de sadeleştirildiğinde ortak noktalarda buluşurlar.
Böylece problemlerin gerçek nedenleri ve beraberinde çözümleri daha net ortaya çıkar. Problem çözdükçe çözüm becerileri gelişir ve insan marifetlenir. İnsanın yetişmesinde eğitim çok önemli bir rol oynar. Kardeşine buzdolabının kapağını açmayı öğreten ablanın, çözüm becerisini aktarması da bir eğitimdir.
Bugün teknoloji, hayatı inanılmaz derecede kolaylaştırırken, insanlık da başa dönüyor. Başarı, yalnızca iyi bir üniversite okumak tanımından çıkmaya başladı. Artık alaylı da olsa, çözüm becerisi gelişmiş bireyler daha fazla rağbet görüyor. Eğitim sistemleri yeniden gözden geçiriliyor; tarım becerileri, temel ev becerileri gibi kurslar açılıyor.
Ancak asıl soru şu: Çözüm becerisi gerçekte nasıl geliştirilir? Bu soruya yeterince odaklanılıyor mu? Görünen o ki, maalesef hayır. İnsanların çözüm becerilerinin giderek düştüğü; sürekli tekrar eden benzer problemlerle uğraşmalarından anlaşılıyor.
Hayattaki problemler çoğu zaman somut görünür ama soyut nedenlere dayanır. Özellikle soyut konularda, okullarda verilen ve gerçekten işe yarayan sistematik bir program hâlâ bulunmuyor.
İki kişinin arası nasıl düzeltilir?
İnsan kendi motivasyonu nasıl disipline edebilir?
Kazancın sürekliliği nasıl sağlanır?
Hedef odaklı ve disiplinli bir zihne nasıl sahip olunur?
Bir karar kararlılığa nasıl dönüştürülür?
Tüketimler amaca uygun şekilde nasıl organize edilir?
Bunlar gibi pek çok sorunun cevabı var mıdır? Kesinlikle evet. Çözüm becerisi yüksek biri için bu problemler zorlayıcı olsa da cevaplanabilir mi? Kesinlikle evet.
İnsan, problem çözerek güçlenir ve zamanla bir çözüm makinesine dönüşür.
O hâlde eğitim ihtiyaçları karşılanırken içeriklerde nelere dikkat edilmelidir? Niteliği iyi olmayanın niceliğinin bir anlamı yoktur. Sunulan içerik, çözüm becerisini geliştirecek nitelikte mi? İnsan yetiştirirken ve eğitim sistemlerini tasarlarken, temel hedef; niteliği zenginleştirmek ve bireyleri güçlü çözüm becerileriyle donatarak yetiştirmek olmalıdır.
15 Yanıt
bir problemi çözmediğimizde çözene kadar o problemle karşılaşırız, daha doğrusu bütün sıkıntılarımızın kaynağı o problem olur. böylece hayatta hep aynı sebepten dolayı döngüye gireriz. çünkü probleme hep aynı cevabı veririz… ve her seferinde farklı bir şey olmasını bekleriz.
Birçok insan, hayatta problemleri olmasını bir problem olarak görüyorlar. Halbuki o problemler çözmek için ve çözüm marifeti kazanmak için veriliyor. Maalesef resmi öğretim süreçlerinde hayatla ilgili problemlerin nasıl çözüleceği öğretilmiyor. Problem çözümü denince akla sadece matematik-fizik problemleri geliyor.
Problemleri çözmek yerine kestirmeden gitmeye çalışınca çözüm beceriside kaçıyor…
Problemi sorun olarak değilde, çözüm olarak görmek insanı marifetlendiriyor. İnsan o problemi çözdükçe özgüven kazanıyor ve dününe göre daha iyi olmaya başlıyor.
“İnsan, problem çözerek güçlenir ve zamanla bir çözüm makinesine dönüşür.”
İnsan problemleri engel olarak görmek yerine onu yükseltecek olan bir asansör olarak gördüğünde işler değişir.