Ayça güneş ışığının perdenin aralığından sızdığını gördü ve biraz daha uyuyuyayım derken aklına, yapması gerekenler geldi. Telefonuna baktı, Berk dört kez aramıştı. Bugün gelinliğinin son provası vardı, peki sonra ne yapacaklardı diye düşündü. Tezi için okula uğraması gerekiyordu, evin ufak tefek ihtiyaçları alınacaktı, davetiye dağıtılacaktı ve düğün için salona gidip son düzenlemeler için görüşülecekti…
Tarif edemediği duygular yaşıyordu. Annesinin vefatından beri bu kadar yoğun duygular yaşamamıştı. Annesinin yokluğunu kabul etmesi çok zaman almıştı. Çok üzülmüştü, içinde kocaman bir boşluk oluşmuştu. Şimdi ise hayatında büyük değişiklikler oluyordu ve hissettikleri acı mıydı, haz mıydı ya da tarif edemediği başka bir duygu muydu anlayamıyordu. Gülsün mü ağlasın mı, sessizliğe bürünüp içine mi çekilsin, yoksa çığlık atıp tüm dünyaya haykırsın mı?
Yüreği pırpır; ne olacak, nasıl olacak, nasıl bunun altından kalkacak?!! ..
Vaz mı geçseydi ya da günlerce uyusa, çözülür müydü bu sorular? Olur muydu işler, geçer miydi bu kaygılar, duygular?.. Keşke annem yanımda olsaydı diye hüzünle geçirdi içinden.
Bir yanı da çok sevdiği, onu çok seven ve ona her zaman kendisini değerli hissettiren Berk’le güzel bir hayata adım atmak istiyordu. Düğüne sadece üç hafta kalmıştı ve hazırlıklar tamamlanmak üzereydi.
Evlilik heyecanıyla üniversite bitirme tezi baskısı birbirine karışmıştı. Düşünememişti aylar önce bu tarihleri belirlerken. Şimdi düğün tarihini değiştirmek de olmaz. Bu çakışma onu bunaltıyor, göğsünün sıkıştığını hissediyordu.
Annesinin sözleri, sıkıştığında hep aklına gelirdi tıpkı şimdi olduğu gibi..
Sen üstüne düşeni, elinden geleni yap da olacağı varsa olur. Eksik elbette olacak, yapabileceklerine odaklan.
Gerisi gelir!
İlkokula başlarken, voleybol turnuvalarına hazırlanırken, üniversite sınavına hazırlanırken annesi hep yanındaydı ve arkasında bir güçtü. İlk defa annesi olmadan bu kadar önemli işler yapıyordu. “En çok ihtiyacım olduğu zaman” diye geçirdi içinden.
Annesi çok iyi bir eş, çok iyi bir anne, çok sevilen iyi bir arkadaştı çevresinde. Ona çok ihtiyacı olduğu bir dönemdeydi. Berk ve ailesi, annesinin eksikliğini hissettirmemek için ellerinden geleni yapıyorlardı.
Ayça da teşekkürlerini eksik etmiyordu tabii ki.. Bununla birlikte, annesinden deneyim almak için de her adımında kendine soruyordu: Annem olsa ne derdi? Annem olsa ne karar verirdi? Annem olsa şimdi ne yapardı?
Bu yolu annesi olmadan ama ondan aldığı öğrenimlerle geçmesi gerekiyordu. Biliyordu ki Berk onu çok seviyordu ve çok değer veriyordu. Ailesi de Ayça’yı çoktan kızları kabul etmişti. Her fırsatta arayıp yardım etmeye çalışıyorlardı.
Kalbinde umutla kalktı ve yüzünde hüzünlü bir gülümseme ile aynaya baktı: Sen üstüne düşeni, elinden geleni yap da olacağı varsa olur. Eksik elbette olacak, yapabileceklerine odaklan.
Gerisi gelir!
Bir Yanıt
Gerçekten de bir işe, bir niyete başlamak mesele.. Sonra gerisi gelir 🙂