Hatalar da Öğretir İnsana

Sinan, üniversitenin veterinerlik bölümünden yeni mezun olmuştu. Hemen Veterinerlik kliniğini açmak ve para kazanmaya başlamak istiyordu. İçinde satış yapacağı bir evcil hayvan dükkânı da olmalıydı. Kendisi gibi veteriner olan kız arkadaşı Sinem ile düğün hayali kuruyorlardı. Bu düşünce onu çok heyecanlandırıyordu.

Bu arayış içindeyken devren kiralık bir evcil hayvan dükkânına rastladı. Heyecanla içeri girdi, on dakika sonra dışarı çıkmıştı. Devir işleri için sözleşmişti bile.          

Biraz bakımdan geçmeli ve yeni malzemeler alınmalıydı. Bunun için yeterli sermayesi yoktu. Arabasını satmayı ve babasından borç almayı planladı. Arabasını kısa sürede değerinin altında da olsa satmıştı. Babasından borç almada da sorun olmamıştı. Fakat Sinem’i bu hız kaygılandırıyordu.

“Acele etmedik mi Sinan? Keşke bilen birilerine danışsaydık. Üniversitede teorik bilgi öğrendik ama ticareti değil. Klinik işletmek için sadece diplomamız yetmeyebilir, biz ticareti bilmiyoruz.”

Sinan, kendinden oldukça emin: “İkimiz el birliğiyle gece gündüz çalışır, borçlarımızı da kısa sürede kapatırız.”

O arada karşısına çıkan bir söz ise mottosu olmuştu: “Başkasının doğrusu ile yaşayacağına kendi hatanla yaşa.” Bu söz çok hoşuna gitmişti.

Ne yazık ki çok geçmeden işler kötüye gitmeye başladı. “Nasıl olsa satarım.” düşüncesiyle birçok ürün almıştı, ancak satışlar umduğu gibi olmadı.

Hızlı bir açılış, ne yazık ki hızlı bir kapanışı getirdi. Üstelik, büyük bir borç yükünün altına girmişti. Bu deneyim onun için oldukça ağırdı. “Ben nerede yanlış yaptım? diye düşünürken büyük bir karamsarlığa sürüklendi. O kadar dalgındı ki karşıdan gelen arabayı fark etmedi ve olan oldu.

Gözlerini hastanede açtığında sevdikleri başında bekliyordu. Çarpmanın etkisiyle olan sarsıntıdan bayılmıştı.  Neyse ki birkaç sıyrık dışında önemli bir şeyi yoktu. Nihat amcası da gelmişti onu ziyarete. Sinan onu her zaman çok sever ve sayardı.

Amcasının, “Sinan’ım, başına gelenleri duydum, çok üzüldüm, nasıl oldu bu iş?” diye sormasıyla Sinan’ın duyguları boşaldı. Amcasına başından geçenleri olduğu gibi anlattı.

“Hepimiz kanımızın kaynadığı ve hevesle hareket ettiğimiz gençlik dönemlerinden geçtik oğul” diye önce gönlünü aldı amcası.

“Oğlum, bir işe başlamadan önce sorup danışmak gerekir. Her şey okulda öğretilmez. Başkalarının deneyimlerinden de öğrenirsin. Ben üniversite mezunu değilim ama yıllardır ticaretin içindeyim. Sorsan, sana dilim döndüğünce anlatırdım ticaretin gerçeklerini.”

Sinan’ın pişman gözlerine şefkatle baktı:

“Ne iş yaparsan yap önce o işi ustasından öğrenmeye bak. Üniversite eğitimi almak güzel ama hemen iş yeri açmak için yeterli değil.

Gençler üniversiteden mezun olur olmaz, okulda öğrendiklerini yeterli zannediyor. Hemen iş yeri açmak ve ‘benim iş yerim olsun’ diyor ama sonra kendi iş yerinin çalışanı oluyor. Çırak olmadan ustalığa soyunuyor. Oysa çıraklığını yapmadığın işin ustası olamazsın. Çırak olmadan ustalığa soyunmak ve öz sermayesi olmadan borçla iş kurmak, doğru strateji değil.

Kökleri zayıf bir ağaç rüzgârlara karşı ne kadar dayanırsa, borçlu bir firma da küçük bir ekonomik sarsıntıya o kadar dayanır.”

Sinan, mahcup. “Öyleymiş, haklısın amcam.” diyebildi sadece.

Amcası “İnsan öğreniyor ama bu bazen çok pahalıya mal oluyor. O yüzden başkalarının deneyiminden de bir şeyler öğrenilir.

Deneyim transferi ile bir hayatta binlerce hayatın deneyimini yaşayabilirsin.”

Sinan acı acı gülümsedi..

“Hayatta, yaşadığın hatalarından ders almak da öğretiyor insana.”

9 Yanıt

  1. Ne kadar kolay değil mi aslında, sadece deneyim transferi yapmak bile insanın hayatını ne kadar kolaylaştırıyor. Çok büyük konfor.

    Loading spinner
  2. Bilen birine danışmak aslında çok konforlu. İnsan bazen aceleciliğinden bazen de kendisine fazla güvenmekten hataya düşebiliyor.

    Loading spinner
  3. İnsan öğrenmek istesin, merak etsin yeter ki. Her yer bir öğrenmen oluverir. Bazen amcan bazen kendin ya da doğa…

    Loading spinner
  4. Ne güzel anlatılmış bir gerçek daha…
    Mezun olan herkes patron olmak kendi işini kurmak istiyor. Oysa kaçırılan nokta şu; ben bu işi nasıl öğrenebilirim? Nerde öğrenebilirim? En iyi kimin yanında öğrenebilirim? Bu şekilde bakılmadığı için hem maddi hemde manevi kayıplar artıyor ve hayaller ile gerçekler örtüşmüyor…

    Loading spinner
  5. “Çıraklığını yapmadığın bir işin ustası olamazsın.” Ne kadar doğru bir ifade. Maalesef üniversitelerde hiçbir şeyin çıraklığı öğretilmiyor.

    Loading spinner
  6. Bir bilene sormak, işi ustasından öğrenmek… Bir işe adım atmadan önce uzmanına danışmayı unutmamak lazım

    Loading spinner
  7. “Deneyim transferi ile bir hayatta binlerce hayatın deneyimini yaşayabilirsin.”
    Gerçekten de deneyim transferi insanı tedbirli yapıyor, hata olasılığını azaltıyor. Maddi manevi kayıpları yaşamadan yada daha azaltarak yol alabiliyor insan. Bu makale de bizlere güzel bir deneyim transferi oldu. Çırak olmadan ustalığa geçilemeyeceğinin de ispatı. 🙂 💐

    Loading spinner
  8. Hayatın her yerinde olduğu gibi, ticarette de daha önce o yollardan geçip, yaşadıklarını deneyime dönüştürmüş birilerinden fikir almak çok önemli. ne güzel söylemişsiniz: “çırağı olmadığın şeyin ustası olunmaz”

    Loading spinner

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner