İnsan öğrenebilen bir canlı
Çok şeyler öğrendik, ilk doğduğumuz andan itibaren. Karnımızı doyurmayı, apalamayı, yürümeyi, koşmayı, konuşmayı, bisiklete binmeyi, yüzmeyi. Bir yerden sonra öğrendiklerimiz yeterli gelmemiş olmalı ki, okula gönderildik.
Okullarda; Okumayı, yazmayı, toplama, çıkarma, bölmeyi, üçgenin iç açılarını öğrettiler.
Okula gidince hayata hazırlar zannediyoruz ama okulda bize; hayatın içinde mutlaka karşılaşacağım şeyler öğretilmedi.
Okulda öğretilenler hayatın içinde yoktu. Hayatın içindekiler okullarda yoktu!
Hayatın içinde nelerle karşılaşacağız bilmeden hayata atılıyoruz. İnsan hayatta ihtiyacı olan gerçekleri öğrenmeden atıldığında, hayat zor ve karmaşık geliyor.
Tıpkı yüzmeyi bilmeden denize atılmak gibi. Biraz çabalıyorsa yüzmeyi öğreniyor ya da aynı denizde boğulabiliyor…
Hayatı bilmeden hayata atıldığında insanlar, problemlerin içinde boğulabiliyor. Ne nedir? Ne yaparsa ne olur bilmediğinde, köşeye sıkışınca her şeyi bırakıp kaçası geliyor insanın.
O zaman “yeni bir hayat”, “yeni bir şehir”, “yeni bir iş”, yeni bir eş” arayışına giriyor. Yeni hayat nasıl davranıyor insana? Farklı mı? İnsan hayatı değiştirmeye çalışır, davranışlarını değil!
Gerçekten çözüm bunları yapmak mı? Bırakıp gitmek mi?
Çözüm gerçekten gitmek, kaçmak olabilir mi? Ya da her şey bu kadar zor mu? Ya da bu kadar karmaşık olabilir mi?
Yok mu hayatı anlamanın bir yolu?
Mesele hayatın içinde karşılaşacağı problemlere hazırlıklı olarak girmek. Savaşın içinde savaş nasıl yapılır öğrenmeye çalışıyoruz ve çok yoruluyoruz.
Acemi asker savaşa sürülürse, cephanesini çok çabuk tüketir ve gerçekten ihtiyacı olanı önden çabuk harcar!
Hayatı çok doğaçlama yaşayarak bize verilmiş imkanları boşa harcıyoruz.
Kafa göz yararak hayatı tüketiyoruz. Kaybedince bilgiye ulaşmaya çalışıyoruz. Günümüzde bilgi çok fazla. Bilgiye çok kolay ulaşılabiliyor. Herkes, her şeyi biliyor. Ama insan şunu irdelemeli değil mi?
o Ben neyi öğrenmeliyim?
o Bu bilgiler hayatımda bana, aileme, çevreme, tüm insanlara fayda verecek mi?
o Öğrendiklerim beni dünümden daha iyiye götürecek mi?
o Bu bilgiler İhtiyacımı görecek mi?
o Hayatımda bu bilgileri alabilecek miyim?
İhtiyacım olmayan şeyleri bilmemek bana zarar vermiyor. Hayatımın içinde önemli olan yerlerinde bilmediklerim bizim yanılmamıza, yanlış yapmamıza sebep oluyor.
O zaman neyi merak etmeli insan? Neyi öğrenmeli?
İnsanoğlu bilmeli ki; Hayat boş değil, bir amacı olmalı insanın bu hayatta. Amacına uyumlu bir hedefi olmalı ve hedefi doğrultusunda ihtiyacı olanı öğrenmeli değil mi?
Ve bu hayat geçici! Hani derler ya büyüyen, yaşını almış olanlar, bir göz açıp geçti derler. Aslında tam da ispatı bu hayatın çok geçici olduğunun..
Geçici ömürde beni toplamda iyileştiren, problemlerime çözüm bulan, ilk seferinde, doğru kapıdan girmesine sebep olan bilgilere ulaşmak.
İnsan merak ettiğine ulaşır. Neleri merak ediyoruz?
13 Yanıt
İnsan sınırlı olan ömründe sınırsız olan bilgiyi öğrenemez. O zaman bizim o bilgiler içinden hayatta karşilaşacagımız bilgileri öğrenmek çok kıymetli. Diger türlü zihnimiz bilgi çopluğü oluyor. Fayda vermeyen bilgiler farkında olmadan bize zarar veriyor.
Her zaman bilmediğimiz bildiğimizden fazla. Vr sorularımızın cevapları hep yanıbaşında sen yeter ki merak et yeter ki öğrenmek iste. Gelsin cevaplar
Merakımızı doğru yöne yönlendirip öğrendiklerimizle önce kendi davranışlarımızı değiştirebilir, ardından çevremizi de etkileyebiliriz. Aslında bu durum, kısa olan hayatımızın kalitesini belirleyen en önemli bir soru…
Yıllarca merak etmeden önümüze konulan bilgiyle hayaı yaşamaya çalıştık. Umarım bundan sonra hayatın içinden bilgilerle yaşarız.
Hiç işimize yaramayacak şeyleri değil de her zaman işimize yarayacak şeyleri merak ederek başlayabiliriz😉
İnsanın doğru şeyleri merak edebilmesi için algıladıklarının da doğru olması gerekir. Günümüzde sahte algılarla insanlara yanlış şeyleri, faydası olmayan bilgileri merak ettiriyorlar maalesef.
Merak ile öğrenme arasındaki bu bilgiyi iyi algılamak gerekiyor ve öğrenme de hedef ve amacı iyi belirlemeli ve yönü o yönde olunca başarı mutlak ageliyor..
İnsan hayat yolculuğunda nasıl yürümesi gerektiğini öğrendiğinde konforu artmaya başlıyor. Yol aldıkça bir şeyler öğrenmeyince ise kısır döngülerin içinde bulabiliyor…
Gerçekten insanın bir hedefi olmadığında ihtiyacı faydası olana merakı, ilgisi, çabası da olmuyor. Eğersiz at gibi oradan oraya yolunu bilmeden savruluyor. Sıkıştığında zorlanıyor, mecburen merak etmek ilgilenmek öğrenmek zorunda kalıyor. Ve savaşı savaştayken öğrenmeye kazanmaya çalışıyor acılarla ve kayıplarla…
Evet, hayat okulu yok ama insanı diğer canlılardan üstün kılan düşünebilme, değerlendirebilme potansiyeli var. Amaç, Hedef, Merak, Öğrenme, İhtiyaç….
Ve ne yazık ki geçici olan
“Hayatı çok doğaçlama yaşayarak bize verilmiş imkanları boşa harcıyoruz.”
Savaşın içinde savaş nasıl yapılır öğrenmeye çalısarak bir hayat yaşamak yerine , merak ettiklerinin sıralamasını değiştirdiğimizde savaşa ihtiyaç duymadığımız bir hayatı yaşamak daha konforlu olmaz mı?